Nagihan GÖRKEN
Orhangazi, Bursa’nın İstanbul’a kapı komşusu ilçesi. Toprakları bereketli, bu verimliliği ile sanayisini besleyen bir yerleşim. Yaptığı ihracat ve ülke ekonomisine katkısı ise Türkiye’nin birçok ilini kıskandıracak seviyede…
İlçenin yaklaşık 125 yıllık bir belediyesi var. AK Parti Orhangazi İlçe Başkanlığını yıllarca sürdürdükten sonra 2014 Yerel Seçimleri’nde belediye başkanlığına seçilen Neşet Çağlayan hizmetlerinde olduğu kadar söylemlerinde de iddialı.
Başkan Çağlayan ile ilçenin çehresini değiştiren icraatlarını, yeni yatırım projelerini ve geleceğin Orhangazi’sini konuştuk.
Orhangazi’nin 150 yılını kapsayan ve geçen dönem başlayan bir altyapı projesi vardı. Bu projeyle ilgili son durum nedir?
Altyapı çalışması bizden önce başlatılmıştı. Ortalama yüzde 50’si tamamlanmıştı. Bugüne kadar geçen görev süremizde hem kalan yüzde 50’lik kısmı tamamlandık hem de üstyapıyla ilgili olarak asfaltlamada yüzde 97’ler seviyesindeyiz. Geriye yüzde 3’lük bir bölüm kaldı. Hürriyet Mahallesi’nde içme suyu ile ilgili bir çalışma var, onun bitmesi bekleniyor. Bayramdan sonra alt ve üstyapıyla ilgili çalışmalarımızı tamamlamış olacağız. Bu arada kaldırımlar da yenilenecek. Bu konuda da hummalı bir çalışma var. Şu anda Orhangazi Belediyesi’nin ihalesiyle başlayan faaliyetler devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan bir ihale var ama onlar henüz çalışmaya başlamadı. Onlar da devreye girdiğinde kaldırımlarımızın tamamı yenilenmiş olacak. Orhangazi, 1893 kurulmuş yaklaşık 125 yıllık bir belediye. Bu süre içinde tüm belediye başkanlarının yaptığı asfaltı ve kaldırımı, biz 2 senede yapmak zorunda kaldık. Kazılmadık sokak ve bozulmamış kaldırımımız kalmamıştı. Tüm bunlar yeniden yapıldı. Bu nedenle sıkıntılı bir süreci geride bıraktık. Ama olması gereken bir süreçti. Büyükşehir Belediyesi de bu konuda hassas davrandı ve destek verdi. Artık, kenti daha da güzelleştirme ve cazibesini artırma noktasında çalışmalara başlayacağız. Eski fotoğraflarına bakınca ilçenin çehresinin ne kadar değiştiğini görebiliyoruz.

Yerel seçimlerle birlikte Bütünşehir Yasası da devreye girdi. Bunun avantaj ve dezavantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Orhangazi, geliri itibariyle kendi kendine yeten ilçelerden bir tanesiydi. Ben bu yasanın, büyük projeler açısından ilçelere fayda getireceği kanaatindeyim. Uzun vadede fayda getirecek. Orhangazi Belediyesi olarak geçen 2 senede bu yasanın faydasını gördük. Öte yandan nakit akışı açısından bir sıkıntımız oldu yasa gereği. Ama bizim altyapıdan dolayı üstlendiğimiz borç, Büyükşehir Belediyesi’ne kaldı. Asfaltlama da aynı şekilde Büyükşehir’de. Yani ilçe belediyesi olarak yasadan faydalanan konumdayız. Büyükşehir’in birçok büyük projesi var ilçemize yönelik; meydan düzenlemeleri, göl sahil projesi gibi… Bunlar da hayata geçtiğinde Bütünşehir Yasası’ndan en fazla faydalanan ilçelerden biri olacağız.

Orhangazi, sanayisi ile ön plana çıkıyor ve ilçede tarıma dayalı sanayi var. Çevre adına yaptığınız projeleri anlatabilir misiniz? Arıtma tesisi projeniz vardı, nedir son durum bu yatırımla ilgili?
Orhangazi için sanayi önemli. Türkiye’nin 22. iline denk gelecek şekilde ihracata ve ülke ekonomisine katkı sağlayan bir ilçeyiz. Yıllık 540 milyon dolar ihracatı olan bir ilçe. Sanayimiz güçlü. İlçenin tarımı da gücünü ve yapısını koruyor. Tüm bu nedenlerle çevreye karşı çok hassas olmamız gerekiyor. Arıtma tesisi yatırımımız bitti. Ama yetersiz. Hemen hemen aynı ölçekte yeni bir arıtma tesisi, diğerinin yanı başına inşa edilecek. Bununla ilgili belediyemize ait arazinin tahsisi yapıldı. Önümüzdeki yılın planlaması arasında yer alacak bu tesis. Sanayi-tarım kol kola vermiş yürürken ayrıca bizim turizme yönelik yüzümüzün ortaya çıkarılması çalışmaları devam ederken tüm çevreye yönelik olumsuzlukların minimum seviyeye çekilmesi gerekiyor. Bu konuda hassas bir duruşumuz var.
İznik Gölü gerek sizin gerekse İznik için bir nimet turizm anlamında. Burayla ilgili sahil projesinde durum nedir?
Biz ilçemizin bundan sonra sanayi ve tarımın yanı sıra turizm ile de anılmasını istiyoruz, bunu önemsiyoruz. Bu noktada İznik Gölü, en önemli değerlerimizden biri. Bugüne kadar mevcut haliyle iç turizme hizmet etmeye çalışmış ancak bundan sonra biraz daha fonksiyonel hale gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Bununla ilgili Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı bir sahil projesi var. Yürüyüş yolları, kafeteryaları, sosyal tesisleriyle ancak gölün doğal dengesini de bozmadan daha da tercih edilir hale gelmesini sağlayacak bir proje. Aynı bölge bizim spor tesisi alanımız da aynı zamanda. Sporla ve diğer turizm alanlarıyla iç içe geçmiş bir sahil şeridimiz olacak. Sadece ilçemiz için değil bölge açısından da cazibe merkezi olacak. Bu konudaki beklentilerimiz çok yüksek.
Bizim turizm açısından bir diğer önemli yatırımımız da termal turizm ile ilgili olacak. Keramet Ilıcalarımız var. Şu an doğal havuz olarak hizmet veriyor. Burasıyla ilgili tesis projemizle birlikte, kaplıcalarımızın verimliliği ve kullanırlılığı artacak. Çakırlı Mahallemizde turizm alanı ilan ettiğimiz bölgede bir sağlık turizm tesisi kurulacak. Bu konuda birçok yerli ve yabancı firmadan teklif var. Yakın zamanda bunu da neticelendirmeyi düşünüyoruz. Güzel bir tesis olacak. İznik Gölü’nün doğal güzelliği, metropol şehirlere ilçemizin yakınlığı kaplıcalarımızın da kullanırlılığını artıracak. İznik, Bursa ve İstanbul gibi tarihi şehirlerin ortasındayız. Yine Ilıpınar höyüğümüz var. Burası 8 bin yıllık bir yerleşim alanı. Buradan çıkarılan eserlerin tamamı müzemiz olmadığı için İznik’te sergileniyor. İnşallah kültür merkezi içinde oluşturacağımız müze ile artık kendimize ait bu değerlerin ilçemizde sergilenmesini sağlayacağız. Çünkü bunlar da turizm açısından önemli tarihi değerimiz.
Öte yandan Gürle Dağı… O da gün geçtikçe tanınırlılığı ve tercih edilirliği artan bir mekan. Her yıl Türkiye yamaç paraşütü şampiyonalarını burada düzenliyoruz. Oradaki tesis eksiğimizi bu yaz gidermiş olduk. Artık yılın diğer aylarında da burası sürekli kullanılabilecek.
Bu yıl içinde gerek İznik sahil projesinin gerekse Keramet kaplıcalarıyla ilgili tesis projesinin ihale edilmesini bekliyoruz. Çünkü hazırlıklar tamamlandı.

Kentsel dönüşüm belediyelerin en çok üzerinde durdukları konu. Özellikle Bursa merkezinde hayata geçen projeler var. Orhangazi’de bu anlamda ele alınması gereken bölgeler var mı?
Evet, var. Kentsel dönüşüm, ilçemiz için olmazsa olmazlardan biri. Şehre baktığınızda 8-9 katlı TOKİ binaları, devamında ise 1-2 katlı gecekonduları görüyorsunuz. Bir şehir silueti açısından kötü bir görüntü. Öte yandan bu şehrin katma değeri açısından da sıkıntı. Kentsel dönüşüm için bahsi geçen bölgeler zemin açısından en güvenilir bölgeler ama çok eski tarihlerde yerleşime açılmış ve gecekondular ağırlıklı olmuş. Bunlar için kat artırılmasından ziyade kentsel dönüşümle sorunun çözümü noktasında bir kararlılığımız var. Burası için özel sektör tarafından hazırlanan bir çalışma var. Yaklaşık 80 bin metrekarelik bir alanı kapsayacak bir çalışma olacak. Hazırlıklar bitti ancak darbe girişimi nedeniyle rafa kaldırdık projeyi. Ama bayramdan sonra inşallah o bölgedeki hak sahipleriyle bir araya gelip, çalışmaları başlatmak istiyoruz.
Sosyal belediyecilik anlamında yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?
Belediyemiz için bu hizmetler olmazsa olmazlarımızdan. Sosyal belediyeciliği ilçe belediyelerine biçilmiş rol olarak da görüyorum. Bütünşehir Yasası’ndan sonra zaten ilçelerin büyük ihtiyaç ve yatırımlarını Büyükşehir Belediyesi yapıyor. İlçe belediyelerine olabildiğince halkla birebir temas ve sosyalleşme noktasında çalışmaları yapmak görevi düşüyor.
Belediye olarak bu alanda düşündüğümüz projelerin çoğunu hayata geçirdik. Günlük 250 kişiye sıcak yemek yardımı oluyor, bunları evlerine götürüyoruz. Günde yaklaşık 50 hastamızı kendi araçlarımızla Bursa’daki hastanelere götürüp, getiriyoruz. Yaklaşık 95 ailenin evde temizlik ve bakım hizmetlerini yapıyoruz. Tamirattan yaşlıların traşına kadar her şeyiyle ilgileniyoruz. 65 yaş ve üstü ile özürlü ailelerini düşünerek bu projeye başladık. Süreç içerisinde imkanlarımız oranında bu ağ daha da genişledi. 8 personelimiz ile evde sağlık hizmetlerini yürütüyoruz. Dış mahallelerimize de bu hizmetimizi yaygınlaştırdık.
Hanımlar lokali açtık. Orası kadınlarımızın tüm organizasyonlarını yapacakları, zamanlarını iyi değerlendirecekleri bir mekan oldu ve büyük bir teveccüh var. Yine orada özürlüler için bir kreş açtık. Aileler evdeki işlerini yapacakları ya da bir yere gidecekleri zaman çocuklarını oraya bırakıyor. Kadınlarımıza yönelik spor yapacakları alanlar oluşturduk. İhtiyaç sahibi ailelerimizin evlerinin onarımı, yeni ev yapmalarına destek olmak gibi birçok faaliyetlerimiz de var. Tabiî ki bu hizmetlerimizi yeterli bulmuyoruz. Biz mümkün olduğunca vatandaşlarımızın yanında olmak istiyoruz ve bunu birincil görev olarak görüyoruz.
3 bin Suriyeli yaşıyor ilçemizde. Bu konuda ilçeler içinde irtibat bürosu olan bir tek Orhangazi Belediyesi. Mülteci irtibat bürosu kurduk. 5 personel çalışıyor. Suriyeli ailelerin kayıtları ve ihtiyaçları buradan takip edilip, karşılanıyor. Sevgi Market projemizle de ihtiyaç sahibi ailelere ulaşıyoruz.
İlçenin kültür ve sanat yaşamını canlandırmak için neler yapıyorsunuz?
İlçenin fiziki yapısını, sosyal donatı alanlarını tamamlama dışında en önemli hedefimiz sosyo-kültürel seviyesini de yükseltmek. Sosyal faaliyetleri yapabileceğimiz kültür merkezi sıkıntımız var. Bunun projesi bitti, ekim ayında ihalesi yapılacak. Çok büyük devasa bir kültür merkezimiz olacak. Ama kültür merkezimiz yok diye geçen sürede bu etkinliklerimizi ihmal etmedik. Tiyatro grubumuz çalışmalarını yapıyor. TSM ve THM korolarımızı oluşturduk, onlar çalışmalarını yapıyorlar. Mehter takımı kurma faaliyetlerimiz var. Yakın zamanda bitecek. 7 farklı yöreye ait halk oyunları ekibimiz var. Çeşitli konferans ve seminerlerle kentin kültürel ve sanat hayatını canlı tutmaya çalışıyoruz. Kültür merkeziyle birlikte daha kurumsal bir hal alacak çalışmalarımız. Bu konuda hassasiyetimiz var.

Orhangazi’nin geleneksel Zeytin Festivali de var. Festivalle ile ilçe amacına ulaşıyor mu?
Zeytin Festivali’nin bu yıl 38’incisini yapacağız. Kasım ayının ilk haftasında yapılacak. Orhangazi için ayrı bir değer olduğuna inandığımız bir de turşu festivalimiz var. Gedelek turşularımızı tanıtma amaçlı yapıyoruz. Onun da bu yıl 3’üncüsünü gerçekleştireceğiz. Bu iki festivali bu yıl birleştireceğiz. Ayrı ayrı tarihlerde yapılacak ama peş peşe günlerde gerçekleşecek. Şehrin değerlerinin tanıtılması ve kentin sosyal hayatına katkı sağlaması açısından önemli etkinlikler.

İstanbul-İzmir Otoyolu ve Osman Gazi Köprüsü’ne komşusunuz. Bu ulaşım yatırımları ilçeye neler katar?
Otoyolun bizi İstanbul’a yakınlaştırması açısından kente katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bunu da görüyoruz zaten. En göreceli katkısını ise ilçedeki arazi ve arsa fiyatlarının bir anda tavan yapmasıyla gösterdi. Bu noktada her gün özellikle İstanbul kaynaklı yüzlerce yatırımcı ilçeye geliyor. Hatta bu açıdan talepleri karşılayamaz durumdayız aslında. Arazi yetersizliğimiz var. İlçemizden İstanbul’a 20 dakika içinde ulaşıyorsunuz. Bu rahatlığı da göz önüne alarak ilçede birçok yaşam alanlarının oluşma şansı var. Şu anda buna da gayret gösteriyoruz. 10 bin kişinin yaşayacağı bir yaşam alanı oluşturmakla ilgili toplantılar yapıyoruz. Son aşamaya geldik. Bunun da ağırlıklı olarak taliplileri ya İstanbul merkezli ya da yabancılar. Öte yandan biz tabi ki otoyolun ilçemize getireceği yoğunluğun sıkıntılarını da yaşamak istemiyoruz. Şimdiden hazırlığımızı yaptık. Bizim arzu ettiğimiz şekilde bu büyüme ve talep yoğunluğu şekillensin istiyoruz. Daha sonra bu yoğunluğun sorunlarını çözmekle uğraşmak istemiyoruz. Sağlam adımlarla yürüyelim istiyoruz. Büyükşehir Belediyesi ile de dirsek teması halinde şehri kontrollü bir şekilde geliştirmenin çabası içindeyiz.
Görev süreniz sonunda nasıl bir Orhangazi tablosu çizersiniz?
Orhangazi’yi aldığımız noktadan çok daha ilerilere taşımış bir durumda yani görevimizi yapmanın rahatlığını yaşamak istiyoruz. İlçenin aslında bulunduğu jeopolitik konum ve otoyol nedeniyle kazandığı misyon ile her şeyden önce yaşanabilir bir şehir haline dönüşmesi gerekiyor. Biz daha önceden hormonlu büyüyen bir şehirdik. Artık özellikle şehirde yaşamanın modernize edildiği, insan yaşamına ve onuruna yakışan bir hayatın sürdürülebildiği, sosyal donatı alanları ve meydanları tamamlanmış, şehir merkeziyle ilgili eksiklikleri giderilmiş ve herkesin ‘ben burada yaşabilirim’ diyebileceği bir şehir istiyoruz.
Sanayicilerimizin yöneticileri Orhangazi’de oturmayı tercih etmiyorlar. Bursa’da, Yalova’da veya İstanbul’da oturuyorlar. Onların da ilçemizde yaşayabileceği bir kent yaratmak istiyoruz.
Türkiye, 15 Temmuz gecesi önemli bir badire atlattı. Bununla ilgili düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
İhanetin bu dereceye varacağını asla tahmin edemeyeceğimiz bir durum. Bugün bile hala o anları hatırladıkça kahroluyoruz. Baştan kalkışma olarak ifade edilen bu girişim tamamen ülkeyi işgal girişimidir. Rabbim bizlere yardım etti. Dik duruşlu bir liderimiz var ve bu liderimizin yönlendirmesiyle kendini bir anda sokağa atan duyarlı vatandaşlarımız, samimi halkımız var. Tüm bunlar, ülkemizin başına birkaç yüzyılda gelebilecek felaketlerden birisini engellemiş oldu. 15-16 Temmuz’daki olaylar, o günlerde yaşananlarla bitecek bir hadise değil. Bundan sonra da sürekli teyakkuz halinde durmamız daha da dikkatli olmamız gerekiyor. Rabbim inşallah bir daha bugünleri yaşatmaz diye dua ediyoruz ama bizim her daim üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor. Uyanık olacağız. Daha fazla çalışacağız. Bizim için çok önem arz eden Cumhurbaşkanımıza, büyük liderimize hem sahip çıkacağız hem de onun öngörüleri doğrultusunda çalışmalarımızı yapacağız.
Son olarak eklemek istedikleriniz…
Orhangazi, gerçekten bizim için önemli ama Bursa ve Türkiye için de önemli. Bu ilçenin değerini bilmeliyiz. İlçenin geleceğe taşınması noktasında ne yapılması gerekiyorsa onları yapmak için ekip arkadaşlarımızla hummalı bir çalışma içindeyiz. Bu şehre karşı sorumluluğumuzu yapmış olmanın gönül rahatlığını yaşamak istiyoruz. Gece gündüz çalışarak bunu sağlamaya çalışıyoruz. Halkımızın güvenini ve beklentilerini boşa çıkarmadan, onları hayal kırıklığına uğratmadan faaliyetlerimizi en iyi şekilde gerçekleştireceğiz. Görevi devraldığımız Orhangazi ile devredeceğimiz Orhangazi arasında büyük farklar olduğunu hissettirmek istiyoruz. Bunu da başaracağız. Güzel bir Orhangazi, güzel bir şehir teslim edeceğiz. Son olarak tüm bu çalışmalarımıza destek veren Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep Altepe’ye de ayrıca teşekkür ediyorum.