Röportaj: Nagihan GÖRKEN
11 Kasım 2016 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından Bursa İl Müdürlüğüne atanan Erkut Öneş, geçen bir yıllık dönemde kentte önemli hizmetlere imza attı. Öneş ile sosyal hizmetler noktasında Bursa’nın bir tablosunu çıkarırken, yeni yıla ilişkin projeleri konuştuk.
İl Müdürlüğünün hizmetlerine biraz yakından bakalım ve çocuklarla başlayalım. Bursa’da yapılan çalışmalarla ilgili olarak neler söylersiniz?
Bursa’da biri Sırameşeler diğeri de Dr. Rüştü Burlu olmak üzere 2 tane çocuk sitemiz var. Dr. Rüştü Burlu Çocuk Sitemiz 5 villadan, Sırameşeler’deki çocuk sitemiz ise 11 villadan oluşuyor. Bunların dışında 27 çocuk evimiz vardı, benim Bursa’da göreve başlamamla birlikte bu sayı da 30’a çıktı. Bursa Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü olarak bakım ve korumamız altında olan yaklaşık 420 çocuğumuz var.

Koruyucu aile olmanın kriterleri nelerdir? Bursa bu konuda ne aşamada ve bu konuyla ilgili ne gibi tavsiyeleriniz olur?
Bursa’da 130 koruyucu ailemizde, 150 çocuğumuz var. Koruyucu aileler, koruma ve bakımımız altında olan bize emanet edilmiş çocuklarımızı emanet ettiğimiz aileler. Koruyucu aileler, çocuğun velayetini almıyorlar; evlat edinme ile arasındaki fark bu. Koruyucu aileler belli bir süre ya da süresiz olarak emaneten çocuklarımızı verdiğimiz aileler. Onlar bakıyorlar, çocuğun yaş grubuna göre de devlet onlara her ay belli miktarda bakım ücreti de veriyor. Bunun yanı sıra eylül ayında okullar açıldığı için okul masrafları nedeniyle çocuğa 3 katı, nisan ayında da giyim kuşam için 2 katı olmak üzere ayrıca maddi yardım yapıyoruz. Biz aileye çocuğu verdikten sonra da takibe devam ediyoruz. Çocuğumuzu koruyucu aileye verdiğimiz ilk yıl her ay, 2. yılda en az yılda 4 kez mutlaka ziyarete gideriz hatta 4 ziyaretle de sınırlı kalmaz daha fazla da gittiğimiz oluyor ve ben de bu ziyaretlere katılıyorum. Ziyaretlerde çok güzel manzaralarla karşılaşıyoruz. Koruyucu aile olmak için ailenin maddi durumunun çok çok iyi olması şart değil. Düzenli geliri olsun yeterli. Önemli olan resmi prosedürün dışında çocuğu iyi yetiştirecek aileler olmasıdır. Ailelerin Türk vatandaşı, 25-65 yaşları arasında olması ve sabıka kaydının, bulaşıcı hastalığının olmaması gerekiyor. Denetimlerimiz sonucu koruyucu aileliğini iptal ettiğimiz çok çok az aile var. Çünkü biz ailelere çocuk bulmuyoruz. Biz çocuklarımıza anne baba buluyoruz. İnce eleyip, sık dokumamız lazım. Çocuklar bizim geleceğimiz. Bizler, çocuklarımıza karşı sorumluyuz.
Koruyucu ailelerin alacağı çocuk sayısında bir sınırlama var mı?
Hayır, sayı sınırlaması yok. Geçen gün bir aile 3. çocuğunu aldı. Koruyucu aileler bize diyor ki, ‘Biz onlara iyilik yapmak için onları aldık ama asıl çocuklar bize iyi geliyor. Çocukların minik elleri ailelerin yüreğine dokunuyor.
Koruyucu aile olmak için evli olmak şart mı? Bekarlar da koruyucu aile olabiliyor mu?
Hayır, evli olma şartı yok. Koruyucu aile olmak gerçekten iyi bir şey. Biz devlet olarak çocuklarımıza çok iyi bakıyoruz. Çocuğa ne iyi gelecekse uzmanlarımızın görüşleri doğrultusunda onlara bu imkanları sağlıyoruz. Ama bizim tek veremediğimiz şey ebeveyn. Koruyucu aile uygulamasıyla işte bunu sağlamış oluyoruz.
Koruyucu ailelerin çocuklarla ilgili tercihleri olabiliyor mu?
Evet, başta cinsiyet ve yaş tercihi yapılabiliyorlar. Biz de istedikleri bu kriterlere göre çocuğumuzu belirliyoruz. Çocuğu belirledikten sonra aile ile çocuğumuzu ilk olarak kurumumuzda bir araya getiriyoruz. Birbirlerine tepkilerini gözlemliyoruz. Ardından çocuğumuzu aileye misafir olarak veriyoruz. Yine anlaşabiliyorlar mı diye gözlemliyoruz. Her şey tamamsa “koruyucu aile sözleşmesi” yapıyoruz. Sözleşme ile çocuğumuzu aileye emanet ediyoruz.

Evlat edinme konusunda Bursa’da nasıl bir tablo var?
Bu konuda ailevi kriterler var. Öncelikle biyolojik anne ve baba bunu istiyor mu? Çünkü bizim korumamız ve bakımımız altındaki çocukların bazılarının elbette aileleri de var. Çocuk evlat verildikten sonra, tamamen artık o ailenin çocuğu olur. Eğer biyolojik anne baba rızası aranmayacak durum söz konusuysa bu mahkeme kararıyla belirlenir. Biyolojik anne ve babanın tüm bu mahkeme kararlarının ardından çocuğunu geri isteme hakkı yoktur.
Kadına şiddet ülkemizde önemli bir toplumsal sorun. Sığınma evleriyle ilgili olarak bilgi verebilir misiniz? Ayrıca bunun yanı sıra düzenlediğiniz eğitim programlarını anlatır mısınız?
Aile içi iletişim noktasında eğitim programlarımız devam ediyor. Aile ve kadınla ile ilgili olarak her ilde Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi yani kısa adıyla ŞÖNİM’in kurulma ihtiyacı var. Şiddet gören kadınlar öncelikle Polis İmdat (155), Jandarma İmdat (156) ya da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Destek Hattı’na (Alo 183) ulaşmalı ya da direkt karakol gibi kolluk kuvvetlerine başvurarak, şiddete uğradığını beyan etmelidir. Beyan önemlidir. ‘Kalacak yerim yok ve eve gidemem’ diyorsa nereye başvuru yaptıysa oranın yetkilisi kadını ŞÖNİM’e götürmek zorunda. ŞÖNİM’e gelen kadınla ilgili gerekli sosyal çalışmalar yapılır. Kadın kalmak isterse, ilk kabul birimine alınır. Bu birimde de kendisiyle ilgili araştırmalar yapılır. Bu aşamada da kadın kalacağını beyan ederse kendisini kadın konukevine göndeririz. Konukevinde kadınlar çocuklarıyla da kalabilir. Erkek çocuklar diğer kadın ve kız çocukları için bazen sıkıntı olabiliyor. 12-13 yaşından büyük erkek çocukları biz emaneten alıyoruz o durumlarda. Konukevlerimizde sadece kadınların barınma ihtiyacını karşılamıyoruz. Eğer bir meslekleri yoksa meslek edindirme kurslarına gönderiyoruz. Bizim halk eğitim merkezleriyle, sanayi kuruluşları ve çeşitli STK’larla işbirliği anlaşmalarımız var. Dışarı çıktığında hayati tehlikesi olmayan kadınlarımız kurslara gidiyor. Gidemeyecek durumda olanlar için de konukevinde meslek edindirme kursları düzenliyoruz. Bizim amacımız birey olarak kadınlarımızı, çocuklarımızı ve engellilerimizi topluma kazandırmak. Bazı kadınlarımıza iş buluyoruz, çalışıyorlar ama kalacak yerleri yoksa onların barınma ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Zaten ekonomik özgürlüğünü kazanınca kendi evine taşınıyor. İşkur ile bir protokolümüz var. İşkur üzerinden kurslar açıyoruz ve belli bir yevmiye de alıyorlar ve daha rahat iş buluyoruz kadınlarımıza. Ben Bursa’ya geldiğimde kadın konukevimizin ve ilk kabul birimimizin yeri bu yerlerin taşıması gereken kriterler açısından kötüydü. İlk yaptığım işlerden biri hem kadın konukevinin hem de ilk kabul biriminin yerini değiştirmek oldu. Biliyorsunuz kadın konukevleriyle ilgili bir yasa var. Nüfusu 100 binin üzerinde olan yerlerde belediyelerin kadın konukevi açması zorunludur. Ama belediyeler buna pek riayet etmiyorlar. Onlara işbirliği öneriyoruz. Diyoruz ki siz sadece barınma sorunu olan kadınlara yönelik yerleri hazırlayın şiddete yönelik barınma ihtiyaçları olanlar ise bizde kalsın. Kadın konukevi evi ve ilk kabul birimi olarak bizim Bursa’da 2 binamız var.

Gönül Elçileri projenizden biraz bahseder misiniz?
Bizim yapmak zorunda olduklarımızın dışında insanlarımızın gönüllü olarak bizlere yardımcı oldukları bir kitleden bahsediyoruz. Çocuklarımız başta olmak üzere her konuda bize yardımcı oluyorlar.
Engelli bireylere yönelik ne gibi çalışmalarınız var?
Onlara yönelik Yenice’de bir rehabilitasyon merkezimiz var. 5 villadan oluşuyor. 4 tane de engelli çocuklarımıza yönelik umut evimiz var. Bu çocuklarımızın eğitimlerini önemsiyoruz. Okula gidebilecek olanlar okula gidiyor, gidemeyecek durumda olanlar kendi durumlarına uygun olan okullara yönlendiriliyor. Hiç gidemeyecek olanlara da rehabilitasyon merkezlerimizde eğitim veriyoruz. Çünkü herkesin anayasal eğitim hakkı var. Engel yeter ki vicdanlarda olmasın. Hepimiz engelli adayıyız. Bunun bilincinde olmamız lazım. Yine 2 huzurevimizde rehabilitasyon bölümlerimiz var. Hem sağlıklı yaşlılar kalır hem de engellilerimiz kalır. Engellilere yönelik güzel projelerimiz var. Mesela Türkiye’de 5 tane olan bir çalışma içindeyiz. Bursa Valisi İzzettin Küçük önderliğinde yürütüyoruz çalışmamızı. Arazimizi bulduk ve Valimiz de bağışçı buldu. Bu alanda bağışçımızın da desteği ile bir engelli gündüz bakım merkezi yapacağız. Engelliniz var, bırakıp bir yere gidemiyorsunuz. Ama biz bu merkezlerle birlikte engellilerimizi bir günlüğüne evden alıyoruz, ona bakan aile bireyleri de bir gün de olsa kendine zaman ayırıyor. Engellilere yönelik eğitim kursları da düzenliyoruz. Öte yandan biz, korumamız altındaki her çocuğa eğitim imkanı sunuyoruz. Geçen sene eğitim öğretim yılında bizim çocuklarımızdan onur, başarı, teşekkür belgesi alanların oranı yüzde 65’ti. Hepsine ödül verdik. Bu sene için yüzde 75 sözü aldık çocuklarımızdan. Bağışçılar sürekli kitap gönderir bize. Çocuklarımıza okuma günleri yapıyoruz evlerde. Bakanımız da bu konulara çok önem veriyor. Mesela bende de kitaplar çoğaldığında diğer illerimize gönderiyorum.
Yetişkin gençlerimiz var bir de. Huzurevleri açısından ne durumda Bursa? Son dönemde bağışçılar sayesinde kente kazandırılan huzurevleri de var. Bu konuda ne gibi faaliyetler yapıyorsunuz?
İl Müdürlüğümüzün 2 huzurevi var. Bunun yanında Bursa Büyükşehir, Nilüfer ve İnegöl Belediyesi’nin de huzurevleri var. Kentimizde 2 tane de özel huzurevi var. Nisan’ın 15’inde ise İznik’te bir bağışçımız tarafından yapılıp, bize teslim edilecek olan huzurevimizi açacağız. Şu an Bursa’da özel, belediyelerin ve bize bağlı olanlarla toplam açık olan huzurevi kapasitesi 970’tir.
Ancak yine de sırada çok bekleyen yetişkin gencimiz var.

Hizmetleri insanlara ulaştırma noktasında Sosyal Hizmet Merkezleri önemli. Bu alanda da önemli çalışmalara imza atıyorsunuz. Bunları anlatabilir misiniz?
Biri Osmangazi diğeri İnegöl olmak üzere 2 sosyal hizmet merkezimiz vardı. Ben Bursa’da göreve başladıktan sonra Mustafakemalpaşa ve Gemlik’te açtık. Bursa’ya geldiğimde muhtarlarla toplantılar, kaymakamlara ve belediye başkanlarına da ziyaretler düzenledim. Bu toplantı ve ziyaretler bizim çalışmalarımıza katkı sağladı. Biz hizmetlerimizi yerelden yapmak istediğimizi söyleyince belediyeler bize çok güzel yerler verdi. Yıldırım’daki sosyal hizmet merkezimiz için açılış onayı geldi. Önümüzdeki günlerde orayı açacağız ki Yıldırım, Osmangazi Sosyal Hizmet Merkezi’ndeki dosya sayısının yüzde 40’ını oluşturuyor. Karacabey ve Orhangazi için açılış onayı dosyalarımızı gönderdik. 2018’den önce biz bu iki ilçedeki merkezlerimizi açmış olacağız. Böylece merkez sayımız 2’den 7’ye çıkmış olacak. Dağ ilçelerimizden Büyükorhan, Orhaneli, Harmancık ve Keles’te sosyal hizmet merkezimiz yok ama Bakanlığımızın sözü var. Orhaneli’de arazi arıyoruz. Arazi bize tahsis edildiğinde merkezimizi açacağız ve bu merkez 4 dağ ilçesine de hizmet verecek. Biz bu dört dağ ilçesi için bir mobil sosyal hizmet merkezi oluşturduk. Bu aracımız dağ ilçelerine gidip, muhtarlarla görüşüp, ihtiyaç sahiplerine ulaşıyorlar. Yani devlet onların ayağına gidiyor. Bakanlığımız merkeze “insanı” alıyor. Ben geçtiğimiz aylarda İtalya’ya gittim. Gördüm ki biz bu konuda çığır açmışız. Orada insanların parası yoksa bakmıyorlar. Biz, sosyal devlet konusunda Avrupa’yı sollamış durumdayız.
Evde bakım hizmetleri de önemli bir uygulama. Biraz da bundan bahsedelim.
Engelli evde bakım hizmetiyle ilgili olarak iki şartımız var. Birincisi bireyin “ağır” engelli olduğu heyet raporuyla belgelenmeli. İkincisi ise evde kişi başına düşen gelir asgari ücretin 3/2’sini geçmeyecek. Eğer bu kriterler tutuyorsa engelli bakım ücretini bağlıyoruz ve her ay alıyor. Bu aldığı heyet raporu sürekli olabilir ya da süresiz olabilir. Ama bizim her 6 ayda bir denetimlerimiz mutlaka oluyor. Belli taahhütleri imzalatırız bakan kişiye. Ancak bu taahhütleri yerine getirmezse verdiğimiz yardımı sonlandırıyoruz. Demans ve Alzheimer hastalarına bakanlar da evde bakım ücreti alabiliyor. Bursa’da yaklaşık 14 bin kişiye engelli bakım ücreti veriyoruz.

Belediyelerin sosyal belediyecilik anlamındaki faaliyetlerini beğeniyor musunuz?
Belediyeler aslına bakarsanız bizim yaptığımız çoğu hizmeti yapmak istiyorlar. İmkanları dahilinde de yapıyorlar. Faaliyetleri bu anlamda iyi. Ben günde en az 8-9 kez kaymakamlarla ve belediye başkanlarıyla görüşme yapıyorum. Nihayetinde biz hizmet için geldik.
2018 yılında ne gibi plan ve projeleriniz olacak?
Yeni çocuk evleri açma planımız var. Ben göreve geldikten sonra 3 tane açtık. Bu sayıyı 10’a yükseltiriz. En az üç tane daha sosyal hizmet merkezini Bursa’ya kazandırmak istiyoruz.
Mesela evde bakım hizmetleriyle ilgili olarak geçen yıl ekim ayında 109 evde bakım dosyası onaylanmış bu sayı bu sene aynı ay için 208’e çıkmış. Aradaki fark ulaşamadığımız insanlardan kaynaklanıyor. Bu nedenle biz SHM’lerin sayısını artırmak istiyoruz. Sosyal ekonomik destek konusunda geçen yıl ağustos ayında 84 dosya onaylanmış, bu yıl ağustos ayında 236 dosya onaylanmış. 420 çocuğumuz içinde ekonomik durumu iyi olmadığı için aileden alınan bir tane bile çocuk yok. Yüzde sıfır. Niye? Çünkü sosyal ekonomik destekle çocuğa bakması için ailelere katkı sağlıyoruz. Bu yardım da 500 TL ile bin lira arasında değişiyor. Aynı aileden maksimum iki çocuğa yardım verebiliyoruz. Önce bir yıl ardından iki yıl ve sürekli 6 ayda bir rutin kontrolleri ya da bunun haricinde olan şikayetler varsa onları da dikkate alarak denetimlerimizi yapıyoruz. Amaç bu yardımlarla hem sağlık hem de eğitim anlamında çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamak. Aileye bir çocuk için verdiğim para ise ayrıca mahalledeki bakkalın, kasabın ve diğer esnafın da cebine giriyor.
