Röportaj: Nagihan Görken
Sanayi devrimiyle birlikte dünya yeni bir düzene geçerken, bu geçiş özellikle kentlerde başta çevre olmak üzere altyapı, ulaşım, barınma, göç gibi birçok sorunu da beraberinde getirdi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tehlikenin farkına vararak hemen harekete geçti ve Sağlıklı Şehirler Hareketi’ni başlattı. Amaç, kentlerin geleceğini tehdit eden tüm unsurlarla yerel yönetimlerle el ele vererek mücadele etmekti. Bu hareket bugün bin kent ile yoluna devam ediyor ve bu sayı her geçen gün artıyor.
Bu harekete Türkiye’den öncülük eden ise Bursa Büyükşehir Belediyesi oldu. 90’lı yılların başında DSÖ toplantılarına katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi, 2005 yılında da Sağlıklı Kentler Birliği’ni kurarak, Türkiye’nin de kurumsallaşarak bu yolda ilerlemesinin önünü açtı.
2014 yılından bu yana Birlik Müdürü olan Murat Ar ile Sağlıklı Kentler Birliği’ni konuştuk.
Öncelikle sizi de tanımak isteriz. Murat Ar kimdir?
Şehir plancısıyım. İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir Bölge Planlama bölümü mezunuyum. 2011 yılında Birlik’te şehir plancısı olarak göreve başladım. 2014 yılından itibaren de Birlik müdürü olarak görevimi sürdürüyorum.
Sağlıklı Kentler Birliği kaç yılında ve hangi amaçla kuruldu?
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) başlatmış olduğu bir projeden hareketle, 2005 yılında kuruldu. DSÖ özellikle 80’li yılların sonunda sanayileşmenin de getirdiği etkilerle şehirlerde baş gösteren toplumsal sağlık olaylarıyla ilgili mücadelede yerel yönetimlerin ön plana çıkmasını öngörmüştü. Bu projenin ismi de “Sağlıklı Şehirler Hareketi.” 87 yılında başlıyor bu hareket ve burada amaç, toplum sağlığıyla ilgili sorunları yerel yönetimlerle bir araya gelerek çözüm üretmek. Türkiye’den de ilk defa Birliğin eski müdürü şu anda Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı olan Nalan Fidan’ın girişimleri ile DSÖ’nün toplantılarına katılım sağlanıyor ve 2005 yılında da yine Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı duyuru sonucunda 10 kurucu üye ile birlikte bir mahalli idareler birliği olarak Sağlıklı Kentler Birliği (SKB) kuruluyor. Kuruluşundan bugüne Birliğin Başkanlığı Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmaktadır. 2009’dan beri Recep Altepe Birliğin Başkanıdır.
Birliğin, DSÖ ile bağlantısını biraz daha açabilir misiniz? SKB ile DSÖ ne gibi işbirlikleri yapıyor?
Sürekli bir işbirliğimiz söz konusu. DSÖ’nün 6 farklı bölgesi var ve Türkiye’nin içinde bulunduğu alan, Avrupa bölgesi. Dolayısıyla biz de SKB olarak Avrupa bölgesinin içindeyiz.
Sağlıklı Şehirler Hareketi, küresel bir hareket. Avrupa bölgesindeki diğer ülkelerin sağlıklı kentler birlikleriyle ve DSÖ sekretaryasıyla sürekli irtibat halindeyiz. Düzenledikleri eğitim ve konferanslara gidiyoruz, bildiri özetleri sunuyoruz, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Ayrıca SKB’ye üye olan belediyelerimizi onlarla buluşturuyoruz. Onları da ülkemize davet ediyoruz. Etkinlikler yapmaya çalışıyoruz. Konumuz sağlık. Yerel yönetimler, sağlık konusunda nerede yer almalı, hangi rolleri üstlenmeli bunlar ele alınıyor. Ayrıca bu hareket Avrupa bölgesinde 100 kenti ve belediyeyi kapsıyor. Türkiye’den de 13 belediye DSÖ’nün bu ağına üye. Dünyada ise bu temsiliyet bin şehir ve gittikçe de bu sayı artıyor.

Neden Türkiye’den sadece 13 belediye? Bunun kriteri nedir?
Bunu nüfus kriterlerine göre sınırlamayı uygun gördüler. Avrupa’daki en kalabalık nüfusa sahip ülkelerden biriyiz. Dolayısıyla maksimum kotayı verdiler bize. Buna benzer ağlarda üyelikleri kotalarla sınırlamak işbirliği yapmak isteyen şehirleri belirlemek açısından gerekiyor.
Bu 13 belediye nasıl belirlendi?
Her beş yılda bir faz; faz ile ilgili de bir tema belirleniyor. Şu anda 6. Faz dönemi devam ediyor. 2014’te başlayan bu faz 2018’de sona erecek. Birlik olarak bizden de bunu tüm üyelerimize duyurmamızı istiyorlar. Bize ve üye belediyelerimize ilgili faza katılıp katılmayacağımız soruluyor. SKB olarak biz de bu sürece başvuruyoruz. Ulusal ağ olarak. Başvuruda bulunan üye belediyelerimiz süreci kendileri yönetiyorlar. Bu konuda tecrübeli olanlar var. 3. ve 4. Faz’dan beri üye olan belediyeler var. Tecrübeli olan üyelerimiz yeni faz duyurularında daha hızlı hareket edebiliyorlar. Yeni belediyeleri ise bizler süreçle ilgili bilgilendiriyoruz. Bu ağ içinde yer almak, belediyeler açısından prestij. Belediyeler bu açıdan bakıyorlar sürece ve fikir, deneyim alışverişi açısından da çok önemli buluyorlar. Belediyelerin bu başvurularıyla ilgili olarak bir niyet mektubu hazırlamaları ve meclis kararı almaları gerekiyor. En önemlisi de DSÖ’nün istediği şehir sağlık profilini hazırlamaları… Ancak bu hazırlıklar sonucunda DSÖ’nün ağı içinde yer alabiliyorlar.

6. Faz’ın 2018’de sona ereceğini söylediniz. 2019’da başlayacak 7. Faz ile ilgili gelişmeler ne durumda?
Bu konuda DSÖ sekretaryasıyla görüşüyoruz. Onlar da bir taslak hazırlayıp, bizimle paylaşacaklar. Biz de 7. Faz ile ilgili kendi üye belediyelerimize görüşlerini soracağız. Bu da Türkiye’deki yerel yönetimlerle DSÖ’ye bağlı dünyadaki diğer yerel yönetimleri bir noktada buluşturuyor.
Sağlıklı kent kavramı neyi ifade ediyor?
Aslında bu tanımı şehrin durumuna göre değerlendirmek lazım. Bursa’nın 3 milyonluk nüfusu ile Avrupa’nın 100 bin nüfuslu şehirlerini aynı kefeye koyamazsınız. Ama elbette belli başlı sağlıklı şehir kriterleri söz konusu. Bu kriterlerin başında da konut ve barınma sorunu geliyor. Sosyal ve kültürel faaliyetler, ulaşım gibi alanlarda olabildiğince çözüm odaklı olan şehirler benim açımdan sağlıklı şehirleri oluşturuyor. Sağlıklı bir çevre, sosyal ve toplumsal olayların da önüne geçilmesi için bir bağlayıcılık yaratıyor.
SKB olarak şu an kaç üyeniz var?
67 üyemiz var; Bursa’dan ise 5 belediye üyelerimiz arasında yer alıyor. SKB olarak bizim de iller bazında kotamız var. Nüfusu 2 milyonun üzerinde olan şehirlerden en fazla 5 üye alıyoruz. Nüfus azaldıkça illerden üyelik sayısı da azalıyor. Şu an Bursa 5 üyesiyle kotasını tamamlamış durumda. Türkiye geneline eşit bir dağılım yapmak için bu kotayı uyguluyoruz.
Belediyeler size nasıl üye oluyorlar? Üyelik öncesinde ya da sonrasında ne gibi kriterleri yerine getirmek zorundalar?
Biz, üyelik için meclis kararı almalarını yeterli buluyoruz. Ama meclis kararları içerisinde de kendilerinden sağlıklı şehir projelerini üretme, paylaşma taahhüdünü istiyoruz. Şehir sağlık profillerini oluşturmalarını ve şehirlerindeki hangi konularda ne gibi artıları ya da eksileri olduğunu bizimle paylaşmalarını istiyoruz. İstediğimiz kriterler bunlar.
Birliğe kabul edilen belediyelerin üye olduktan sonra yükümlülükleri var mı?
Şehir sağlık profillerini hazırlamaları. Bu hem ön koşul hem de sonrasında da devam etmesi gereken bir çalışma. Üye belediyelerimizin toplantılarımıza,her yıl düzenlemiş olduğumuz sağlıklı şehirler en iyi uygulama yarışmasına ve yıllık değerlendirme anketlerimize katılmalarını istiyoruz. Üyelerimiz, sağlıklı şehirlerle ilgili bir birim de oluşturmalı. Bu birim hem karar vericilere hem de birliğimize veri akışını sağlıyor.
Siz kentlerin sağlığını tehdit eden unsurlar olarak neleri görüyorsunuz?
Kontrolsüz nüfus artışı. Bunun getirdiği düzensiz yapılaşma. Yine nüfusun getirdiği ulaşım maliyetlerinin, zaman kayıplarının artması, hava kirliliği ve gürültü kirliliği. Türkiye için kontrolsüz nüfus artışı çok önemli bir konu.

Bu sorun için çözüm önerileriniz nelerdir?
Şehre katkı sağlayacak bir nüfus artışının olması gerekiyor. Şehre potansiyel katacak, nitelikli insan gücü artmalı. Tarımla üretime katkı da çok önemli. Bunu isteyenler de kırsalda kalmaya teşvik edilmeli.
Yılda iki kez yaptığınız konferanslar var, bu konferansları da belirlediğiniz ana temalarla yapıyorsunuz. Bu temaları nasıl belirliyorsunuz?
Konferanslarımızla ilgili olarak biz güncel konu başlıklarını kendimiz derleyip, toparlıyoruz. Sonra da danışma kurulu üyelerimize sunuyoruz. Onlarla yaptığımız görüşme sonucunda temamız belirleniyor. Nerede yapılacaksa bunu da o belediye ile paylaşıyoruz. Konu sağlık ve kent sağlığı olunca tema belirlemek bizim için çok sıkıntı olmuyor. Ele alınacak çok konu var.
Danışma kurulunuzun yapısından da bahsedebilir misiniz?
Danışma Kurulumuz 11 kişiden oluşuyor. Kurul farklı üniversitelerin bölümlerinin öğretim üyelerinden oluşuyor. Belediyelere kent sağlığı başlıklarında bilimsel bilgi sağlama konusunda yaptığımız eğitim ve danışmanlık çalışmalarında bize destek veriyorlar.
Yakın bir tarihte konferansınız var mı? Varsa bu konferansınızın teması ne olacak?
25-27 Ekim 2017 tarihlerinde Kahramanmaraş’ta olacağız. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek konferansımızın teması, “su kaynakları ve kent” olacak. Her konferansı, Bursa dışında farklı bir üyemizin ev sahipliğinde yapıyoruz. Her konferansta da bir sonraki toplantının yerini belirliyoruz. Yeni üye başvuruları olursa da yine bu konferanslarımızda karara bağlıyoruz.
Yerel yönetimlere sağlıklı kent oluşturma anlamında önemli görevler düşüyor. Peki bireysel olarak sağlıklı kent olma yolunda ne gibi sorumluluklarımız olduğunu düşünüyorsunuz?
En önemlisi, birey olarak toplu ulaşımı kullanmalıyız. Yerel yönetimlerin sunduğu hizmetlerden yararlanmak gerekiyor. Araç kullanımı mümkün olduğunca terk edilmeli. Toplu ulaşım ile birlikte bisiklet kullanımı tercih edilmeli. Mesafe ve yol elveriyorsa bisiklet kullanılabilir. Bu talepler yerel yönetimleri de bu konuda adım atmaya yönlendirebiliyor, bisiklet yolu yapımı ve bisiklet kültürü oluşturma gibi…
Evsel atıkların yönetimi bir diğer önemli konu. Evsel ve geri dönüşebilir atıklar konusunda bireylere önemli görevler düşüyor. Bu da yerel yönetimlerin işlerini kolaylaştıran bir şey. Evsel atıklarda birim bazında kg. olarak oldukça yüksek oranlardayız. Kullanılmış yağ, piller, elektronik atıklar… Bunlar birey olarak üzerinde durmamız gereken şeyler. Kişisel tasarruflarımızla aslında farkında olmadan yerel yönetimlere katkı sağlıyoruz.
Gereksiz elektrik ve su tüketimini azaltmak da kent sağlığı ve geleceğimiz için dikkat edilmesi gereken bir başka konu. Diş fırçalarken musluğun kapatılması, kullanacağımız kadar suyun kaynatılması gibi hususlar ufak ama toplamda büyük şeyler.
Üye belediyelerinizin hangi sağlıklı kent uygulamalarını örnek gösterirsiniz?
Biz bu konuda her yıl yarışma düzenliyoruz ve birçok proje geliyor. Tek tek isim sıralayamam ama ben genelde çok ortaklı projeleri beğeniyorum. Belediyeler, üniversitelerle, STK’larla başka kurumlarla ortak proje geliştirdiklerinde bu çok daha büyük bir artı sağlıyor. Bu projelerin sürdürülebilir olması ve çıktıları da çok önemli. Dezavantajlı gruplara yönelik yapılan projeleri, bunun yanı sıra bisiklet politikası ve yollarıyla ilgili projeleri de önemsiyorum.
Geleceğe ilişkin Birlik olarak ne gibi projeleriniz var?
Üye sayımız artıyor. Bu bizi çok mutlu ediyor. Bu bir taraftan tanınırlığımızın da arttığını gösteriyor. Ancak öte yandan artan üye sayımızla birlikte bizden beklentiler de artıyor.
Birlikler, Türkiye’de belediyeleri bir araya getirerek, deneyim ve fikir alışverişini sağlıyorlar. İnsanlar birbirlerini tanıyorlar. Düzenlenen toplantılar, birileri için esin kaynağı olabiliyor. Biz birlik olarak üye belediyelerimizin beklentilerini önemsiyoruz. Çünkü onların geri bildirimleriyle biz de yol haritamızı belirliyoruz.
Belediyelere eğitim konusunu ön planda tutuyoruz. Belediyelerin teknik personelinin SKB’ye üyeliklerinin farkında olmalarını önemsiyoruz. Ve bunun için eğitimler düzenliyoruz. Eğitim faaliyetlerimizin sayılarını artırarak, bu faaliyetlerimize devam etmek istiyoruz. Türkiye’nin her yerinde eğitimlerimizi düzenliyoruz. Bu da ayrı bir avantaj getiriyor. Akademisyenlerle belediye yetkililerini bir araya getirmek için uygun ortamlar yaratıyoruz. Danışma kurulumuz aracılığıyla farklı üniversitelerdeki farklı hocalarımıza ulaşıyoruz. Dünyadaki gelişmelerden üye belediyelerimizi haberdar ediyoruz. Bu tür çalışmalarımızı daha da geliştirmek istiyoruz.
Öte yandan biz SKB olarak kendi karbon salınımımızı azaltmak için özel araç kullanımını azaltmaya çalışıyoruz. Buna hem kendimizi hem de üyelerimizi teşvik etmeye çalışıyoruz. Karbon salınımını azaltmak amacıyla biz SKB olarak bu yılın sonuna doğru bir ağaç dikim faaliyeti yapacağız. Bunu üyelerimize de duyurup bir etkinliğine dönüştürmek istiyoruz. Benzer şekilde çocukların okula toplu taşıma araçlarıyla gitmesi için de bir etkinlik yapacağız. Şu anda okula bisikletle giden çocuklarımız var. Okula evi yakın mesafede olan çocuklar için bu güzel bir etkinlik oluyor. Yaz tatiline girmeden önce yaptığımız etkinlikle çocuklar okula toplu olarak bisikletleriyle gidip geldiler. Farkındalık oluşturmak hedefimiz ve bu gündemi de yerel yöneticilerin gündeminde tutmaya çalışıyoruz.

Bireysel olarak siz Murat Ar olarak sağlıklı kent adına neler yapıyorsunuz?
Özellikle evsel atık ve geri dönüşebilir atık konusuna çok dikkat ediyorum. Pil ve elektronik atıkları da ayrıştırmaya çalışıyorum. Elektrik ve su tasarrufunu önemsiyorum. Toplu taşımayı kullanıyorum. Arabayı hafta sonları ihtiyaçlar için kullanıyorum. Az az da olsa bisiklet kullanmaya başladım. Özellikle kısa mesafedeki alışverişi bisikletle yapıyorum. Oğlumla birlikte kullanıyoruz bisikleti. Çevre temizliğine dikkat ediyorum, yaya ve bisikletlilere saygı gösteriyorum.